16 Şubat 2016 Salı

Şifanın az bilinen adı: Gilâburu


Şifanın az bilinen adı: Gilâburu 


Gilâburu, Orta Asya'da, Kuzey Afrika'da ve Rize'de yetişmektedir. Otuz kırk tanesi top top bir arada olan yeşil mercimek büyüklüğünde, üzüm gibi yuvarlak taneli bir meyvedir. Ağacı ufak boyda olup, yarı gölgede ark kenarlarında ve duvar diplerinde yetişebilen çok su isteyen nazlı bir bitkidir. Meyvesi önce yeşil renkte olup, sonbahara doğru kızarmaya başlar. Ekim ayında toplanarak yıkanır. Çömleğe konulur. Üzerine su konularak ışık almayacak loş bir yerde muhafaza edilir. Kışın çıkarılarak taneleri yenir. 

Yöresel adları; Dağdığan Ağ, Geleboru, Gilabsada, Gildar, Gilgili, Girabolu, Girebolu, Giraboru, Gilâburu'dur. 

Gilâburu meyvesinin halk arasında böbrek hastalıklarının tedavisinde ve böbrek taşlarının düşürülmesinden yaygın olarak kullanıldığını belirten Doç. Dr. Aksoy şu açıklamayı yapmıştır: 

"Sonbaharda toplanıp salamura yapıldıktan sonra tüketilen gilâburu, sadece böbrek hastalıklarında değil, birçok hastalığın tedavisinde de yararlı olmaktadır. Kabukları kaynatılan gilâburu, astım romatizma, yüksek tansiyon, sara nöbetleri, kabakulak, doğum sonrası spazmlar, uyku bozukluğu gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilmektedir. Gilâburu suyu ayrıca safra kesesi hastalıkları ile bazı karaciğer hastalıklarına da iyi gelmektedir. Gilâburunun bazı kanser tümörlerini azaltmadaki olumlu etkileriyle ilgili olarak halen Amerika'da Harward Medicine School'un araştırması devam etmektedir. 

Gilâburu meyvesinin hazırlanışı ve tüketim şekli şöyledir:


Su içerisinden alınan gilâburu, bir süzgeç ya da kevgir üzerinde ezilir. Meyvenin çıkan suyuna kendisi kadar içme suyu ilave edilir ve bu karışım sıkıldığından itibaren 24 saat içerisinde hasta tarafından içilir. Tadı hafif ekşi olan gilâburunun mümkün olduğunca ekşi haliyle içilmesi gerekmekedir. Ancak çok az olmak kaydıyla şeker de ilave edilebilir. 

0 yorum :

Yorum Gönderme